DAVULCUYLA KANKA OLDUM…

 Tarih: 04-01-2018 15:21:26
Hasan Sami ER

İnsanoğlu bir tuhaf yahu, eğlence adı altında kendisine zarar vermek için elinden geleni yapıyor.

.

Bunların çeşitli yolu var, anlatayım;

Son günlerde sinir olduğum durum şu.

“Eğlence yerlerinde müziğin sesinin dibine kadar açılması.”

.

Yahu birader;

Anladık müzisyensiniz.

Diyeceğim, itiraz edeceğim bir durum yok.

Takdir ediyorum.

Ama o klarneti mikrofona dayayıp Allah ne verdiyse üflemek ne oluyor?

Müşterilerin kulak zarlarına tecavüz ederek kendini mi tatmin ediyorsun?

.

Yüksek frekanstan kaçmak isteyen sağ kulak zarım, sol kulağımdan çıkmak için çabalıyordu, o derece yani…

Klarnetçi üfledikçe çıkan aşırı sesten kaçmak isteyen zar, esneyebileceği en son sınıra kadar esnedi.

Bir nevi kulak zarı platesi oluştu içimde.

Bir, ki… Bir, ki…

.

Hele o darbukacının, darbukaya dayadığı mikrofonu açması için tonmaistera yaptığı mobing inanılır gibi değildi...

“Benimkini aç beya, valla duyamıyom…”

.

Şişşttt…

Kardeş!

Oturmuşsun hoparlörün dibine.

Derisini patlatırcasına çaldığın darbukanın sesi üzerinden uçup, bizim kulaklara yunus balığı gibi balıklama dalıyor.

Sen altta olduğundan duymuyorsun ama biz küme halinde işkence seanslarına isteksiz katılıyoruz.

.

Şadırvandan bozma 20 metrekare salonun diğer ucunda içilen nargilenin sesi bile duyulabilecekken, senin ısrarla amfiyi kullanarak ses terörü yaratmana, pes doğrusu.

.

Darbukaya her vuruşunda, kulak zarım kulağımın içine baskı yapıyor, sıkışan hava gözlerimi arkadan resmen dışarı ittiriyordu.

.

Her vuruşta gözlerim yuvalarından bir dışarı çıkıp, bir içeri girerek ritim tutuyordu.

.

Bu durumu fark eden ve kafası azıcık iyi olan arkadaşım bir ara bana; “Gözlerinin tamamını, müziğin ritmi ile dışarı nasıl çıkarabiliyorsun?” diye sordu.

Bilse darbukacı ile ortak çalıştığımı…

.

Bir ara dışarı çıktığımda kulaklarımın duymadığını, içimde çınlayan sesin beni esir aldığını anladım ve konuşurken kendimi duymadığımı fark ettim.

Hele arkadaşım konuşurken, sadece dudaklarını oynatıyor sandım.

.

Kendime 2 gün sonra gelebildim…

Benimle konuşanlara attığım boş bakışları görenlerin, “Akşamdan kalma olabileceğimi” düşünmeleri normaldi.

Ama bu içkiden değil, klarnetçi ile darbukacının Voltran’ı oluşturarak kulağımda yaptıkları altın vuruşlardı…

.

Saat 24.00 olup da “Bunlar artık yorulur gider, biz müzik olmadan daha çok eğleniriz” derken masalarda içilmeye başlanan sigaralar, sinirlerimiz bozdu.

Meğer adet edinilmiş;

“24.00’den sonra çoğu içkili mekanlarda sigara içilmek serbestmiş…”

.

Ne bilelim biz.

Meyhane kültürümüz yok ki.

Saf saf itiraz ediyoruz.

.

Ben ve arkadaşlarım şiddetlice tepki gösterince garson, “Ağabey her yerde adet oldu artık” demesin mi?

.

Garsonun kulağına eğildim;

“Ben” dedim, “Vali olayım da onlar da içsin sıkıysa…” diye cevap verdim.

Adam yüzüme bakıp güldü.

“Yapacak bir şey yok…” dedi.

.

“Bu memlekette kanun var, kanun!” diye ayağa kalkıp bağırayım dedim sonra sigara içenlerin bana bakarak “Baba, sen hangi ülkede yaşıyorsun” diyerek “Kahkaha atacakları” aklıma geldi vazgeçtim.

Az daha ele güne karşı rezil olacaktım.

.

Allah’tan Reis sigara içmiyor, içeni de sevmiyor.

Yoksa, çıkarırdı bir OHAL kanunu ve “Sigara içenlere itiraz eden, içeri atılacak” yazardı, ondan sonra ayıkla pirincin taşını.

.

Bir de, “Cabo dayatması” var ki tam bir macera.

.

Sahnede eşimin zoru ile oynamaya kalan tek erkek olarak, ikide bir beni kovalayan davulcudan kaçmak için yaşadığımız o engelli yarışı kimin kazandığını söylemeye gerek yok.

Ben kaçtıkça elindeki tokmağı bana gösterip sallaması vardı ki görmeniz lazımdı.

Sonunda ne mi oldu?

Kulağıma dayadıkları klarnet ile beni köşeye sıkıştırıp cebimdeki parayı son kuruşuna kadar aldılar.

.

Bundan sonra salona girince müzisyenlere parayı peşin verip: “Alın arkadaş şu elli lirayı, beni rahat bırakın…” diyeceğim.

Nasıl taktik ama?

Zira, en azından ne kadar bahşiş vereceğimi bilirim aga…

.

Bunların elinden gelse POS makinesi ile dolaşacaklar, Allah’tan akıllarına gelmiyor.

.

Masaya döndüğümde kâğıt mendilleri onar onar deste yaparak silinmeye başladım tabi.

Benim halimi gören arkadaşım acıyarak; “Maşallah iyi oynadın baksana kan ter içinde kaldın,” deyince cevabım netti;

“Hayır davulcudan kaçarken terledim…”

 

  Bu yazı 1751 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
HABER ARŞİVİ
YUKARI